Spirit
İleriSyf. 39-50·5 dk okuma

Hidrojen Atomunun Kuruluşu ve İnkişafı

Kâinatın ilk maddesi hidrojen atomunun nasıl kurulduğu ve daha üst hâllere nasıl inkişaf ettiği.

Mekanik Tekâmül ve Amorf Vasat

Kâinatta mekanik tekâmül prensibinin geçerli olduğu ilk aşamayı kitap şöyle anlatmaktadır:

"Kâinatta mekanik tekâmül prensibinin hâkim olduğu ilk safha; hidrojen atomu altı safhası olan sonsuz, karanlık, dağınık ve amorf bir vasattan ibarettir. Buradaki tekâmül tamamıyla mekanik bir sisteme bağlanmıştır. Bu safhadaki maddeler toplu değil, darmadağınıktır. Zira bu safhada yalnız mekanik tatbikatlarını görmek için bulunan ruhlar henüz maddeleri toplayabilecek kudrete erişmemişlerdir."

Bu basit ruhlar, bu ilkel ortamın darmadağınık, biçimsiz maddeleri içinde hiçbir maddeye bağlanmadan, aslî kaynakların yüksek icaplarıyla o maddeden o maddeye atlayarak sürüklenip giderler ve sonsuz, mekanik ve insanlar için anlaşılması mümkün olmayan ilkel bir tekâmül yolunu izlerler.

İlk Hidrojen Atomunun Teşekkülü

"Ebediyet kadar uzun görünen bir devreden sonra bu ruhların bâzıları yavaş yavaş, bu dağınık maddeyi toplayabilecek kadar tekâmüllerinde ilerlemiş durumlara gelirler. Böyle bir duruma gelmiş bir ruhun müteakip tekâmülüne zemin olmak üzere ünite'den bu amorf vasatın içinde bir noktaya tesir gelir."

Bu tesir, biri o maddeye bağlı olan ruha ait, diğeri ise oluşum hâlindeki maddenin yapısına ait olmak üzere birbirine zıt karakter göstermekle birlikte birbirini tamamlayan iki tesirden oluşur. Ve doğal olarak bunların ikisi de yine aslî tesirin iki yönde görünen kâinattaki yansımasıdır.

"Bu iki zıt tesir, birbirine zıt karakterde birleşmiş unsurlardan müteşekkil ikili bir madde vahdetini, yâni bir birim düaliteyi meydana getirir. Bu unsurlar o vasatta mevcut amorf maddenin bir kısmının, gelen tesirler altında hareketlendirilerek bir araya toplanmış hâlleridir. Zira bu hareketler sayesinde husule gelen manyetik alan, o dağınık maddeleri bir araya toplar. İşte bu hareketler de hidrojen âleminin ilk hareketleridir."

Böyle ilk atomlardan oluşan alanlar, astronomik alemin bütün cisimlerini, kürelerini ve takımyıldızlarını oluşturan sayısız nebülöz alanlarının ilk hallerini meydana getirirler.

Ruhun Atoma Bağlanışı ve Pasif Tekâmül

"Âlemimizin ilk atomuna, yâni hidrojen atomuna bağlanmış olan bir ruh; artık o atomun varlık dediğimiz bir ileri safhasının teşekkül edeceği âna kadar onu bırakmayacaktır. Burada da mekanik-otomatik bir tekâmül seyri vardır."

Ruhlar, ilk yakaladıkları ilkel hidrojen atomunun sonraki bütün inkişaf aşamalarını pasif olarak izleyerek tekâmüllerine devam edeceklerdir. Bu sırada onlar hidrojen atomuna hakim değildirler; çünkü kendilerinde böyle bir hakimiyeti gerektiren ne sezgi, ne idrak, ne de hürriyet vardır.

Amorf ortam aşamasındayken varlıklar hiçbir zaman bir madde üzerinde uzun süre tutunamamışlardı. Hidrojen aleminin ilk aşamasında ise varlıklar yakaladıkları atomlara bağlanmışlardır:

"O bağlandıkları atomdan başkasına atlayamazlar. Ve o atomun bütün inkişafı boyunca, onun inkişaf kademelerini takip ederler, yalnız bu sırada o atoma hâkim değildirler. Sadece onun hareketlerine pasif olarak katılırlar ve o hareketlere intibak etmeye alışırlar."

Atomun İnkişaf Seyri

Hidrojen atomu ilk oluşumundan itibaren yükselen yapısı o oranda hareket, güç ve etkinlik kazanır:

"Hidrojen atomunun en iptidaî hâlinden itibaren gittikçe yükselen, inkişaf eden bünyesi, o nisbette hareket, kudret ve müessiriyet kazanır. Ve onlara bağlı bulunan ruhlar da gittikçe zenginleşen ve kudretleri artan bu hareketlere uya uya tekâmül ederler."

Aslî tesirlerin hakimiyeti altında kurulan ilk hidrojen atomuna, varlık hâline gelinceye kadar yalnız aslî tesirle birlikte o atoma bağlı olan ruha ait tesirler gelir. Bu aşamada atom yapılarına tâli tesirler gelmez. Ruhların henüz hürriyet ve idrakleri söz konusu olmadığından ileri aşamalara ait sınavlar ve denemeler yoktur. Onlar yalnızca düzenli ilerleyen ve giderek mudilleşen atomun hareketlerine otomatik olarak uymak zorundadırlar.

Atom inkişaf ettikçe daha yüksek ve mudil enerjiler, daha gelişmiş partiküller yaymaya başlar. Böylece atom; oksijen, fosfor, bakır, gümüş, baryum, platin, altın, radyum, uranyum, sentoryom hallerine dönüşür. İnsanlar bugün bunlardan ancak yüz kadarını tanıyabilmişlerdir, oysa sayıları yüzün üstündedir.

Manyetik Alan ve Manyetik Alanlar Sentezi

"Bütün maddelerin manyetik alanları vardır. Böyle münkeşif bir atomun manyetik alanı ilk hidrojen çekirdeğinde olduğu gibi basit değildir. Hidrojen çekirdeklerinin terkiplerinden meydana gelen hidrojen atomunun bünyesinde bir sürü partikül olduğu ve her partikülün de bir manyetik alanı bulunduğu için, bu münkeşif atomun manyetik alanı da onu teşkil eden cüzülerinin manyetik alanlarının sentezinden meydana gelmiştir. Bu alana manyetik alanlar sentezi deriz."

"Maddelerin bu manyetik alanları çok mühimdir. Zira onların birbiriyle ve varlıklarla olan bütün münasebetleri bu manyetik alanlar vâsıtasıyla temin edilir."

Bu manyetik alanlara gelen tâli tesirler; şiddetlerine, güçlerine ve yönlerine göre, bağlı oldukları maddelerin yapılarında çeşitli değişmeler, dönüşümler, bozulmalar, dağılmalar ve toplanmalar yapabilirler.

"İşte insanların perispri dedikleri şey de maddelerin bu manyetik alanlarından ibarettir. Yâni insan bedenlerinin manyetik alanları, insanların perispri mânâsında kabul ettikleri şeydir."

Bütün kâinatı kaplayan ünite'nin manyetik alanı tektir. Orada manyetik alanlar sentezi yoktur; çünkü ünitede birbirinden ayrı ve farklı varlıkların ya da unsurların varlığı söz konusu olmaz.

Yarı Süptil Vasata Doğru Yükseliş

"Hidrojen atomu ilk teşekkülünden itibaren nihayet öyle bir kademeye gelir ki orada çok ince ve karışık madde kombinezonları hâlinde, insanların tanımadıkları dünya maddesi üstü birtakım enerjileri neşretmeye başlar."

Bu yüksek enerjiler toplu değil darmadağınık hâlde bulunurlar, ama önceki amorf maddelerin dağınıklığından çok büyük farklarla ayrılırlar: çok mudil hareketli, yapıları karmaşık, zengin madde kombinezonlarından oluşan güçlü ve değerli maddelerdir. Bunların bulunduğu ortama yarı süptil ortam denir.

"Yarı süptil vasatın ilk atomlarının da inkişafları ile kendilerinden intişar etmeye başlayan, daha yüksek ve dağınık enerjiler; artık bir araya toplanıp, bir ruha kâinatın sonuna kadar hizmet edebilecek bir varlık hâline girmek kabiliyet ve imkânlarına ulaşmışlardır. Keza, onlarla beraber o safhaya kadar tekâmül etmiş olan ruhlar da bu yüksek enerjileri bir araya toplayarak onlardan bir varlık meydana getirebilecek kudrete erişmişlerdir."

Canlılık-Cansızlık Tefrikinin Anlamsızlığı

"Kâinatta canlılık, cansızlık tâbirlerinin de birer lâftan ibaret olduğunu ve bunların esaslı bir mânâ taşımadıklarını anlamış bulunacaklardır. Maddelerin gerek ilk safhalarda, gerek hidrojen safhasında ruhlarla olan endirekt münasebetlerinin nizam ve tertipleri, böyle bir canlılık-cansızlık tefrikinin yapılmasını mümkün kılmamaktadır."

Kâinatta herhangi bir ruhun tekâmülüne yaramayan madde yoktur. Geçici ya da kalıcı olarak ruhların hizmetine girmemiş bir madde durumu düşünülemez. Özellikle bu hâl hidrojen aşamasındaki bütün maddeler için çok belirgindir. Bu hizmetin dışında kabul edilecek bir madde gereksiz ve amaçsız olur. Kâinatta ise gereksiz hiçbir süreç yoktur.

"Her maddenin geçici veya devamlı olarak bir ruha intisabı vardır."

Temel Noktalar

  • İlk hidrojen atomu, ünite'den amorf ortama inen aslî tesirlerin dağınık maddeleri bir nokta etrafında toplamasıyla oluşur ve bir ruh ona bağlanır.
  • Ruhlar, bağlandıkları atomun bütün inkişaf aşamalarını pasif ve mekanik olarak izlerler; bu dönemde idrak, irade ve hürriyet yoktur.
  • Atom inkişaf ettikçe manyetik alanlar sentezleri daha karmaşık ve mudil hâllere girer; insanların perispri dedikleri şey bu manyetik alanlardan ibarettir.
  • Hidrojen atomunun en yüksek inkişaf kademelerinden yayılan enerjiler, yarı süptil ortamı oluşturur ve varlık safhasına geçişin zeminini hazırlar.
  • Kâinatta canlılık-cansızlık ayrımı anlamsızdır; her maddenin geçici ya da kalıcı olarak bir ruha bağlılığı vardır.
  • Bütün kâinatı kaplayan ünite'nin manyetik alanı tektir; orada manyetik alanlar sentezi yoktur.

Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 39-50

Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 39-50

Paylaş