Spirit
OrtaSyf. 35-45·5 dk okuma

Aslî Prensip ve Kâinat İdare Mekanizması

Kâinatın bütününü idare eden aslî prensip ve bu prensibin tezahür mekanizmaları.

Manevî Denilen Hâllerin Hakikati

Kitap, insanların ruhsal ya da manevi dediği her şeyin aslında maddi bir gerçeklik olduğunu açıkça belirtmektedir:

"İdealler, imanlar, itikatlar, icat ve ibda kudretleri, istidatlar, dehalar, ihtiraslar, arzular, temayüller, itiyatlar ve bütün ruhî denilen hâller: korkular, cesaretler, hainlikler, zalimlikler, iyilik ve kötülük duyguları... insanların idraklerinin henüz tanımadığı, fakat dünyada mevcut maddelerden intişar eden türlü evsaftaki enerjilerin tezahürleridir."

İnsanların bunlara hakim olması, bunları yenmesi demek maddeye hakim olması, maddeleri yenmesi demektir. Bütün bu ruhsal ya da manevi denilen gerçekliklerin hiçbirinde maddenin dışına çıkılmamıştır. Burada hep madde kullanılmıştır. Ancak bunu bilmek şimdiye kadar insanlar için mümkün olmamıştır ki bu da bir icaptı. Bu gerçek bundan sonra insanlar tarafından bilinecektir.

Dünyayı oluşturan madde parçalarının ve elemanlarının altında ve üstünde başka pek çok elemanın daha var olduğu ve bunların insanlar tarafından henüz bilinmediği kitapta hatırlatılmaktadır:

"Madde cevheri olan hidrojen atomunun insanlarca tanınmayan bu elemanlarda o kalitede bir yapısı vardır ki bu; insanların, atomdan intişar eden bütün enerji tezahürlerine ait bilgilerinin üstünde ve bambaşka kudretlerde cevher hâlleri arz eder."

Ruhun Kâinattaki Durumu

Maddenin kendi başına hiçbir harekete gücü olmadığı temel bilgisi hatırlanırsa durum değişir:

"Madde bu işi yapmak kudretinden katiyen mahrumdur. O hâlde bir varlığın her hareketi, her kıpırdanışı kendisinden olmayan bir durumun ifadesidir. Ve bundan başka bir şey de olamaz."

Varlığın gösterdiği maddi hareketlerdeki madde olmayan ifadelere, ruhun kâinatımızdaki durumu denir. Madde olarak sayısız hareketlerle bir varlıkta meydana gelen sevgi, düşünce, vicdan gibi ruhsal denilen yüksek görünümler; aslında ruhun kendi planında var olan, bilemediğimiz sayısız davranışlarının kâinatta madde imkanlarına göre düşünce, duygu ve yaşam biçimleriyle karşılığa dönüştürülmüş halleridir.

"Bir gün gelecek, ruh kendisine tâbi olan varlığı kâinatta ebediyen terk edip gidecek ve terk edilmiş varlık dağılacak, fakat burada dağılacak olan şey sadece bu duyguları, fikirleri ve tanımadığımız daha diğer sayısız ifadeleri taşıyan maddelerin kombinezonları, şekilleri ve hareketleri olacaktır. Madde hareketleri içinde görünen bu hâllerin ruhtaki asılları ise ruhla beraber ebedî oluş ve akışlarına devam edeceklerdir."

Zaten ruhun kâinattan ayrılmasıyla birlikte varlığın da taşıdığı bütün ifadeleri kaybedip hemen tekrar hareketsiz ve amorf hâline dönmesi, bu gerçeğin en açık kanıtıdır.

İnkişaf ve Tekâmül Ayırımı

"Maddelerin ruhlarla muvazi olarak ilerlemeleri mefhumlarını inkişaf ve tekâmül kelimeleriyle birbirinden ayırmak lâzım geliyor. İnkişaf, kâinat içindeki maddelerin bünyelerindeki hareketlerin artması, maddî kombinezonlarının mudilleşmesi, tesirlere hedef olma sahalarının genişlemesi, değerlerinin artması hâlidir. Tekâmül ise ruhların hizmetlerinde bulunan varlıklardaki inkişaflara paralel durumlarıdır."

Tekâmülün seyrini incelemek, ona araç olan varlığın ve bu varlığa araç olan maddelerin inkişaf biçimlerini ve gidişatlarını anlamak demektir.

İlk Tekâmül Tatbikatı

"Kâinatta tekâmül tatbikatına ilk başlayacak bir ruhun bu tatbikata ait ilk durumları kâinatın amorf hâllerine aksettirilir. Bu aksettiriliş tesirler kanalıyla olur. Tesirler ise hem ruhlar âlemine, hem kâinatlara şâmil ve hâkim olan, mahiyetini hiçbir vakit anlayamayacağımız aslî prensibin icap dediğimiz kudretinin kâinatımıza ait ruh-madde durumları üzerindeki ifadesi ve tecellisidir."

Kâinattaki hareketler, ruhların kıpırdanışlarının ve davranışlarının bu tesir kanalları aracılığıyla madde oluşumları hâlinde ortaya çıkan sembolik birer ifadesidir. Böylece kâinata ilk giren basit acemi ruhlara ait tesirler, ulaştıkları alanlardaki ilk maddelerin o ruhlara birer gözlem sahası olmasını sağlarlar.

Bir ruhtan gelen tesire karşı maddenin hareketler hâlinde verdiği cevaplar, yine o tesir kanalından dönerek aynı ruha yansır. Böylece aslî prensibin icaplarına bağlı olarak ruh ve maddelerin dolaylı ilişkisi kurulmuş olur.

Mekanik Tekâmül Safhası

"Bu ilk safha, ruhun kâinatla ilk iştirakinden, maddenin ilk hidrojen atomuna gelinceye kadar ilerler. Bu ruh, kâinatta henüz bir bedene sahip olmuş değildir. Çünkü onda henüz kâinat maddelerini toplayabilecek kudretler yoktur. Binaenaleyh o, kâinat karşısındaki ilk ihtiyaçlarını takdir eden yüksek prensiplerin, ünite'den süzülen icaplarına göre basit madde hâllerinde sadece pasif ve mekanik bir yürüyüşe tâbi tutulacaktır."

Bu ilk madde aşamalarındaki ruhların irade, hürriyet ya da idrak gerektiren hiçbir aktif durumları yoktur. Bunlar kâinatta henüz herhangi bir madde oluşumuna bağlanmış değildirler. Bu acemi ruhlar, bir madde durumundan diğerine, oradan bir başkasına sokulup çıkarılarak maddelerin çeşitli halleriyle karşılaştırılırlar. Bu ilk aşamadaki maddeler bizim alemimize göre biçimsiz, amorf, darmadağınık bir hâldedir.

İlk Hidrojen Atomunun Teşekkülü

İlk madde aşamasının ardından, hidrojen safhası dediğimiz üst aşama oluşur:

"Böyle bir duruma gelmiş bir ruhun müteakip tekâmülüne zemin olmak üzere ünite'den bu amorf vasatın içinde bir noktaya tesir gelir. Bu tesir, birisi o maddeye bağlanmış bulunan bir ruha ait, diğeri ise teşekkül hâlinde bulunan o maddenin bünyesine ait olmak üzere birbirine zıt karakter göstermekle beraber, birbirini destekleyen, tamamlayan iki tesirden mürekkeptir."

Bu iki zıt tesir, birbirine zıt karakterde birleşmiş unsurlardan oluşan bir birim düaliteyi meydana getirir. Bu hareketler sayesinde oluşan manyetik alan, dağınık maddeleri bir araya toplar. Bu hareketler de hidrojen aleminin ilk hareketleridir.

Kâinatın İdare Mekanizması

"Bu tesirler mekanizmasıyla kâinatın yürüyüşü ve akışı sağlanır. Varlıkların ruhlarla, birbirleriyle ve maddelerle olan münasebetleri kurulur ve böylece kâinattaki inkişaf muayyen hedefine doğru yürür gider."

Aslî prensipten gelen icaplar kâinatın üst kademesini kaplayan ünite'ye yayılır ve orada bir vahdet oluştururlar. Ünite ile birleşmiş olan bu icaplar tesirler hâlinde süzülüp her varlığın ihtiyacına uygun olarak topluluklara, bireylere, maddelere ve en küçük zerrelere kadar dağılır; onlarda çeşitli dönüşümler, bozulmalar ve yeni oluşumlar meydana getirirler.

Âlemlerin Sembolik Şeması

Kitap alemleri, iç içe geçmiş ve merkezleri ortak küreler biçiminde düşünmemizi istemektedir. En ortadaki en küçük küre amorf ilk madde aşamasıdır. Birinci alan (a), ilk maddeden hidrojene kadar ruhların mekanik tekâmül aşamalarına karşılık gelen karanlık inkişaf alanıdır. İkinci alan (b), bütün gök cisimleriyle birlikte hidrojen alemidir. Üçüncü aşama (c), hidrojen alemi üstündeki yarı süptil alemdir. Bundan sonraki aşamalar giderek genişleyerek devam eder.

Temel Noktalar

  • İnsanların manevi saydıkları bütün durumlar, insanlarca tanınmayan yüksek madde enerjilerinin görünümleridir; maddenin dışına çıkılmamıştır.
  • Ruhun kâinattaki durumu, varlığın gösterdiği maddi hareketlerdeki madde olmayan ifadelerdir; bu ifadelerin ruhtaki asılları ruhla birlikte sonsuzdur.
  • Kâinatta tekâmül uygulamasına ilk başlayan ruhlar, amorf ve karanlık ortamlarda pasif ve mekanik bir yürüyüşle sürüklenirler; idrak, irade ve hürriyet henüz yoktur.
  • İlk hidrojen atomu, ünite'den gelen aslî tesirlerin amorf ortamdaki dağınık maddeleri bir araya toplamasıyla oluşur.
  • Aslî prensipten gelen icaplar ünite'de bir vahdet oluşturur ve oradan tüm kâinata tesirler hâlinde yayılarak kâinatın yönetimini sağlar.
  • Tekâmülün seyrini incelemek, ruhun aracı olan varlığın ve bu varlığa araç olan maddelerin inkişaf biçimlerini incelemek demektir.

Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 35-45

Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 35-45

Paylaş