Sevgi Plânı ve Yüksek Saadet
Tekâmülün nihai gayesi: sevgi plânı ve oraya ulaşan varlıkların yüksek saadeti.
Yarı Süptil Âlemin Tanımı
Kitapta yarı süptil âlem, hidrojen atomunun en yüksek bileşimlerine ait enerjilerden oluşan bir âlem olarak tanımlanır:
"Yarı süptil âlem, madde âlemimizin nüvesi olan hidrojen atomunun en yüksek kombinezonlarına ait enerjilerden müteşekkil bir âlemdir. Bu vasat dünyanın en üstün ve mütekâmil hidrojen kombinezonlarının spontane olarak neşrettikleri ince enerji partiküllerinden müteşekkil bir madde hâlidir."
Bu âleme geçen varlıkların ilk kullandıkları araç, yarı süptil maddelerden oluşan bir madde bileşimidir:
"Varlıklar, bu kombinezonu hem kullanarak, hem de onunla sevgi yolunda mücadele ederek ehliyetlerini, liyakatlerini arttırırlar. Yarı süptil maddelerin imkân genişliği yüzünden, dünyada birçok güçlüklerle senelerce süren çalışmalar sonunda ancak elde edilebilen neticelerin birçok misilleri burada kısa bir anda alınabilir."
Yarı Süptil Âlemde Hayat
Kitap, bu âlemdeki yaşamın dünyadan ne kadar farklı olduğunu anlatır:
"Burada bütün arzular, ufak bir irade darbesiyle, sadece bir istekle âdeta otomatikman, kendiliğinden oluyormuş gibi tahakkuk ediverir. Meselâ varlık, elindeki yarı süptil maddenin zengin imkânları sayesinde imajinasyonu ile, kendisine bir mekân kurup orada istediği gibi yaşayabilir."
Orada dünyaya özgü pek çok olumsuzluk bulunmaz:
"Yarı süptil âlemde hastalık, sağlık, yorgunluk, tembellik, takatsizlik gibi malûliyetler, ağrılar, sancılar, keza zihin yorgunlukları, budalalıklar, delirmeler, uyku ve bayılma hâlleri, komalar, sıkıntılar, kaba ihtiraslar o âlemin maddelerinin kadrosu içine giremez. Keza orada fizik mânâda anlaşılan güzellik, çirkinlik, gençlik, ihtiyarlık gibi dünyaya mahsus realiteler de yoktur."
Özellikle en temel dünya realitesi olan ölüm, yarı süptil âlemde bilinmez:
"Bilhassa dünya maddelerinin tâbi olduğu en esaslı ve zarurî ölüm realitesi yarı süptil âlemde tamamıyla meçhuldür. Orada sadece kademeden kademeye belirsiz ve çok tatlı idrakli geçişler ve istihaleler vardır."
Cennet Sembolü
Kitap, yarı süptil âlemin din kitaplarındaki karşılığını şöyle açıklar:
"Büyük din kitaplarında yarı süptil âlemin sezgilerini insanlara vermek için cennet sembolü kullanılmıştır. Bu, güzel ve kuvvetli bir semboldür."
Cennet sembolündeki ifadeler, yarı süptil ortamın olanaklarını yansıtır:
"Cennette, dünya zaman ve mekânına yakın bir zaman ve mekân idrakine ait bâzı imajlardan bahsedilmiştir. Buna göre, cennete girenler, dünyadaki gibi zahmet ve yorgunluk çekmeden istedikleri gibi hareket edebilirler, istedikleri yerlere gidebilirler, istedikleri şeyleri karşılarında derhal hazır olarak bulurlar."
Sevginin Gerçek Kapsamı
Kitap, sevgi plânındaki sevginin dünyada bilinenden çok farklı olduğunu belirtir:
"Sevgi plânında mevcut olan, insanların anlayamayacağı derecede şümullü ve yüksek sevgi varyasyonları, cennet mefhumunda en tecrübesiz insanların dahi, basit mânâlarda da olsa, bir şeyler sezebilmesine yardım edici maddî sevgi sembolleriyle izah edilmiştir."
Bu sevgi, varlıkları gruplar halinde birleştirerek vazife plânına hazırlar:
"Sevgi plânındaki hayat; varlıkların, yüksek süptil vazife plânlarına ulaşabilmelerine engel olan, bağlı bulundukları yarı süptil maddelerden onların yavaş yavaş kurtulmalarını sağlar. Bu hedefe ulaşmak için sevgi, varlıkları gruplar hâlinde birleştirir. Gruplar arasında tedricen tam bir ahenk ve beraberlik kurulur."
Dünyada Aranan Mutluluk
Kitap, insanların dünyada yaşadıkları mutlulukla oradaki mutluluğu karşılaştırır:
"Daha dünyada iken insanların öz varlıklarında beliren bu büyük saadetin sezgi pırıltıları insanları kendisine çeker. Fakat insanlar bütün iştiyaklarına rağmen, dünyada iken bu saadeti elde edemezler. Bununla beraber insanlar, mahiyetini bilmeden, ne olduğunu tarif edemeden, mütemadiyen onun peşinde koşarlar ve bütün hayatları boyunca onu sayıklar dururlar."
Ve sonunda:
"İşte onlar iştiyakını duydukları, asırlarca peşinden koştukları, buna rağmen bir türlü yakalayamadıkları, hattâ mahiyetini tâyin edemedikleri bu saadetin, dünyayı terk ettikleri andan itibaren, sevgi plânında kucağına atılmış bulunacaklar."
Sevgi Plânının Özü
Kitap, sevgi plânını son sözleriyle betimler:
"Sevgi plânı, sevginin insanlarca meçhul kalmış geniş şümulü içinde, saadetle dolu cehit ve faaliyetleri istilzam eden ve daha yüksek plânlara varlıkları hazırlayan esirî bir âlemdir. En hayalî peri masallarında anlatılan madde inceliği bu âlemin yanında pek kaba kalır."
Orada mutluluk bitmez, tam tersine büyür:
"Dünyada daima olduğu gibi, saadet telâkki edilen her zevkin sonunda gelmesi melhuz endişelerin, orada varlıkların karşısına çıkması bahis mevzuu değildir. Bilâkis burada hakikî bir saadeti daha büyük bir saadet, varılmış bir huzuru daha mânâlı ve şümullü bir huzur takip eder."
Vazife Plânına Son Adım
Kitap, sevgi plânından vazife plânına geçiş sürecini şöyle özetler:
"Böylece vazife planına doğru gruplar hâlinde hazırlanarak yürüyen varlıklar beşer, altışar fertlik gruplarıyla birlikte, tam bir vazife anlayışı içinde ve idrakî zaman ve mekân imkânları dahilinde ilk vazifelerini alırlar. Bu, onların vazife planına girmiş olmaları demektir."
İnsanları bekleyen son da şöyle özetlenir:
"Sevgi planına geçecek olan insanları bekleyen yüksek âkıbet budur. Binaenaleyh dünyadan yarı süptil âleme bu geçiş asırlar boyunca öz varlıklarında yaşattıkları ve insan hâliyle bir türlü idrakine varamadan müphem sezgisi peşinde koşup didindikleri ve aslâ tatmin olunamadıkları saadetin tatminkârlığına varlıkları kavuşturacaktır."
Temel Noktalar
- Yarı süptil âlem, hidrojen atomunun en yüksek bileşimlerine ait enerjilerden oluşur; orada arzular basit bir istekle gerçekleşir.
- Bu âlemde hastalık, yorgunluk, yaşlılık, ölüm gibi dünya realiteleri yoktur; yalnızca yumuşak geçişler ve dönüşümler vardır.
- Din kitaplarındaki cennet sembolü, yarı süptil âlemin sezgilerini insanlara aktarmak için kullanılmıştır.
- Sevgi plânındaki sevgi, varlıkları gruplar halinde birleştirerek vazife plânına hazırlar.
- İnsanların dünyada bir türlü bulamadıkları mutluluk, sevgi plânında kendilerini beklemektedir.
Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 315-319