Spirit
TemelSyf. 143-147·4 dk okuma

Uyku

Uyku hâlinin spiritüel mahiyeti — varlığın bedenden geçici uzaklaşması.

Uyku, Rüya ve Medyomluk Bahsine Giriş

Kitap, uyku konusuna geçmeden önce varlık ile beyin arasındaki bağlantıyı hatırlatır ve bu mekanizmanın anlaşılmasının, uyku, rüya ve medyomluk gibi durumların kavranabilmesi için zorunlu olduğunu belirtir:

"Şimdi bâzı zamanlarda insanlarda görülen uyku, rüya, obsesyon, medyomluk gibi hâllerin mekanizmalarından sırasıyla bahsedeceğiz. Ancak bu mekanizmaların esasını ve tekniğini açık olarak izah edebilmek için bâzı ön bilgileri tekrarlamak icap ediyor. Bu ön bilgiler, varlıkla beyin arasındaki irtibat ve münasebetlere aittir."

Varlığın Beyne Bağlanışı

Kitaba göre insan varlığının bir kısmı beyne bağlıdır, bir kısmı ise serbesttir. Beyne bağlı olan kısım, şuur merkezi olarak adlandırılan belirli beyin hücrelerinden oluşan bir alanı kaplar:

"Şuur merkezi diğer merkezleri ve onlar da tâli merkezleri idare ederler. Böylece varlığın bedene olan hâkimiyeti, şuur merkezinden itibaren derece derece birbirine tesir eden merkezler ve istasyonlar vâsıtasıyla temin olunur."

Varlığın bedene bağlı olmayan serbest kısmına şuur ötesi denir. Şuur ötesi, iki işlevsel yöne ayrılır: şuurüstü ve şuuraltı.

"Şuurüstü, varlığın dışarıya açık olan cephesidir. Varlığın ruhundan gelen tesirler onun bu kısmından varlığa girer. Keza, yukarıdan ve civardaki varlıklardan gelen tesirler de gene bu kısma inerler."

"Şuuraltı sahası ise varlığın dışarıya kapalı olan cephesidir. Şuuraltı sahasına dışarıdan hiçbir tesir gelmez. Kendisi de dışarıya hiçbir tesir göndermez. Fakat burası, varlığın bütün kâinat boyunca birikmekte olan müktesebatının deposudur. Binaenaleyh geçmiş hayatların bütün intibaları şuuraltında mevcuttur, öz bilgiler burada mahfuzdur."

Bu iki alan arasında köprü görevi gören üçüncü bir işlevsel alan daha vardır: şuurdışı. Bu alan, şuurla şuur ötesi arasındaki geçişlere aracılık etmenin yanı sıra, dış dünyadan ve günlük yaşamdan şuura ulaşıp henüz öz bilgi durumuna geçmemiş olan izlenimlerin biriktirildiği bir bilgi deposudur.

Uyanık Hâl

Kitap, uyanıklık durumunu şöyle tanımlar:

"İdrakin husule gelmesi için şuur merkezinin serbest ve kendisinde mevcut olan intibaları uyandırabilecek derecede frekansının yüksek bulunması lâzımdır. İnsanın uyanık dediğimiz hâlinde şuur daima şuurüstü ile irtibattadır. Keza merkezlere karşı da açık durumdadır. Yâni merkezlerle de irtibat hâlindedir."

"Hulâsa uyanık hâlde iken şuur bir taraftan varlıkla, diğer taraftan çevresiyle, yâni dünya hayatıyla münasebettedir. Böylece gerek yukarıdan, şuur ötesinden, gerek aşağıdan, dünyadan tesirler alır. Bu sayede bütün asabî sisteme ve onun vâsıtasıyla da organizmaya hâkim olur."

Uyku Hâlinin Mekanizması

Uykuda ise durum tamamen değişir. Merkezlerin dış dünyayla olan bağlantıları kesilir ve şuur da dahil olmak üzere merkezler şuurdışına bağlanır:

"Uykuda iken bâzı merkezlerin dış âlemle olan münasebetleri kesilir. Şuur da dahil olduğu hâlde bu merkezler şuurdışına bağlanır. Artık bu merkezler dünya ile değil, şuur ötesi ile alâkalıdırlar. İşte buna, merkezlerin kendi içine dönmesi deriz."

"Dış âleme karşı o an için hassas olmayan bu merkezlerin böyle içe dönmeleri, uyku hâli dediğimiz durumu meydana getirir. Şu hâlde bu merkezler dış âleme karşı hareketsiz ve pasiftirler, şuur ötesine karşı ise bilâkis hareketli ve aktif durumdadırlar."

Uyku Sırasında Yapılan İç Muhasebe

Kitap, uyku sırasında merkezlerin boş durmadığını, aksine son derece önemli işler gerçekleştirdiğini açıklar:

"O anda şuur ve alâkalı merkezler dış âlemin bağlarından azade bulunduklarından, günlük kazançlarının neticelerini şuurdışına nakletmek için, onların vicdan muvacehesinde, şuurdışındaki kıyas bilgileriyle ilk muhasebelerini rahat rahat yaparlar."

Bu sonuçlar şuurdışında kalır. Henüz öz varlık tarafından öz bilgilerle karşılaştırılmadığından, öz bilgilerle aralarında uyumsuzluk vardır. Bu nedenle bu bilgiler, şuuraltındaki öz bilgi sentezine dahil olamazlar.

"Şuurdışında, varlığın şuura yakın fonksiyon sahasında kalırlar. Onların burada birikmesi evvelce söylediğimiz gibi, ölüm anına kadar devam eder."

Uykunun Zarureti

Kitap, uykunun neden zorunlu olduğunu şöyle vurgular:

"Demek ki uyku esnasında çevreye karşı hareketsiz ve pasif hâlde görünen merkezler içeride mühim işler başarmaktadırlar. Fakat bunların faaliyetleri dışa değil içe dönmüştür. Ve bütün meşguliyetleri de günlük olayları şuurdışına devretmek muamelesinden ibarettir."

"Bu muamelenin selâmeti için bunların çevreyle olan irtibatlarını kesmesi ve günlük hayat karşısında istirahata çekilmesi, yâni uyku dediğimiz hâlin vukua gelmesi lâzımdır."

Uyku bu bakımdan bedenin edilgen bir dinlenmesinden çok, varlığın etkin bir iç çalışmasıdır. Dışarıdan hareketsiz ve sessiz görünen bu durum, aslında günlük deneyimlerin şuurdışına aktarıldığı ve vicdan mekanizmasının ilk değerlendirmesini yaptığı kritik bir süreçtir.

Temel Noktalar

  • Uyku, beyin merkezlerinin dış dünyayla bağlantısını keserek şuur ötesine yönelmesi durumudur; yalnızca bir dinlenme değildir.
  • Uyku sırasında merkezler dışa karşı edilgen, şuur ötesine karşı etkindir ve günlük kazanımların şuurdışına aktarımı gerçekleşir.
  • Günlük deneyimlerin vicdan karşısında ilk değerlendirmesi uyku sırasında yapılır.
  • Şuurdışında biriken bilgiler ölüm anına kadar orada kalır; öz bilgilerle tam karşılaştırma ancak o zaman yapılır.
  • Uyku, varlığın iç değerlendirmesinin sağlıklı yürümesi için zorunlu bir durumdur.

Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 143-147

Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 143-147

Paylaş