İnsan Bedeni, Kader ve Bedenlenmeler
İnsan bedeninin kader içindeki yeri ve mütekerrir bedenlenmelerin mahiyeti.
Varlığın Bedene Bağlanışı
"İnsan denilen şey; bir varlığın, bağlı bulunduğu ruha hizmet etmek için, arz küresindeki kaba maddeleri bir araya toplayıp kendisine vâsıta olarak kullanmak maksadı ile teşkil etmiş olduğu bir bedendir."
Varlık bu bedeni ancak yüksek görevli varlıkların yardım ve yönlendirmeleriyle kurabilir. Varlık da ruhun bütün ihtiyaçlarına cevap verebilecek biçimde kâinatın bir noktasında yoğunlaşmış çok ince madde parçacıklarından oluşan bir enerjiler mudilesidir.
"Bu noktayı fizik bakımdan değil, idraki bir nokta olarak anlamaya çalışmalıdır. Bu öyle bir noktadır ki idrak nerede tesbit edilirse orada mevcuttur. Demek ki o nokta hem kâinatta muayyen bir yerdedir, hem de her yerdedir."
Varlık, bedene bağlanırken bütünüyle bedenin içine dağılmaz. Enerjiler mudilesi hâlindeki durumunu her zaman koruyarak yalnızca gerektiği kadar tesirlerinden bir bölümünü beyin hücrelerinin manyetik alanına gönderir:
"Rüşeymin inkişafı, ceninin tekâmülü ve nihayet insanın doğumu anlarında ihtiyaca göre onun, beyin hüceyrelerinin manyetik alanına göndereceği ve bağlayacağı tesirlerin miktarı da artar. Ve insanın doğduğu sırada tesirlerinin mühim kısmı ona bağlanmış bulunur. Dünya anlayışına göre, idrakî noktada mevcut olan bu enerjiler mudilesinin sekizde yedisi bedene bağlanmış olup ancak küçük bir kısmı yarı serbest hâlde o idrakî noktada kalmıştır."
Bütün beden hayatı boyunca varlık bütünlüğünü idrakî yoğunlaşma noktasında korur. Ne bedenin içine girmiştir ne de tamamen bedenin organlarına dağılmıştır.
Şuur, Şuuraltı ve Şuurüstü
"İnsandaki şuur; varlığın bedene, daha doğrusu beyin hüceyrelerinin teşkil etmiş olduğu manyetik alanlar sentezine doğrudan doğruya olan bağlantısı ile akseden kısımlarının tezahürüdür."
Varlığın beden dışındaki idrakî yoğunlaşma noktasında kalıp beynin manyetik alanına bağlanmamış kısımlarına ait bilinç ötesi alan iki bölümde ele alınır:
"Bunlardan birisi şuuraltıdır. Bu saha, varlığın geçmiş hayatlarına ait intibalarını ihtiva eden kısımlardır."
"İnsanlar varlıklarının bu serbest taraflarından, beyinlerine akseden bu tesirlere -gene mahiyetlerini pek anlamaksızın- dikkat etmişler ve onları şuuraltı diye ifadelendirmişlerdir."
Bilinçüstü dediğimiz ikinci bölüm ise varlığın serbest kalan tarafının sürekli olarak ruhundan ve diğer varlıklardan aldığı tesirleri içerir. Bilinçle bilinçüstü ilişkileri sonucunda insanların ruhani plana ait izlenimler alması mümkün olur.
"İnsanların bazan derin bir iç murakabesi yoluyla sezebildikleri iç varlıkları, öz benlikleri, öz varlıkları dedikleri şeyler, bedeninin dışındaki hakikî varlığının nisbeten serbest durumlarıdır."
Ölüm ve Spatyom
"Beden ölünce beyin hüceyrelerinin varlıkları bedenlerini, yâni enkarne oldukları beyin hüceyrelerini terk ederler. Fakat dağılmazlar. Zira artık bedeni terk etmesi icap eden varlık onlar üzerindeki tesirini bedenini bıraktıktan sonra dahi kaldırmaz. O varlıkların manyetik alanlarına göndermekte devam ettiği tesirleriyle onları spatyomda da daima bir arada tutar."
Spatyomun ilk zamanlarında varlığın kendi ruhundan gelen tesirler dışında, yukarıdan, aşağıdan ve çevreden gelen bütün tesirler ve bağlantılar kesilir. Varlık kendi varlığı ve bilinçaltının özellikle son hayatına ait izlenimleri içinde hapsolur.
"Beyin hüceyrelerinin varlıklarıyla daimî surette münasebette bulunduğundan o varlıklarda da mevcut olan dünyaya ait intibaları toplayarak onlardan kompozisyonlar yapabilir. Bu faaliyet de ekseriya çok ıstıraplı olmasına rağmen kendisine lüzumu olan murakabeyi yapmak imkânını verir."
Bu murakabe ile gerekli sonuçları elde ettikten sonra tekrar yukarılardan ve çevreden tesirler gelerek uyandırılması ve idrakinin artırılması sağlanır. O zaman gerçek varlığını anlayabilecek duruma girer.
Hayat İntihap Hakkı ve Yeniden Bedenlenme
"Uzun birtakım ameliyelere ve vetirelere tâbi tutulup yeniden dünyaya girmek hazırlığını ikmal ettikten sonra kendisine, dünyadaki tekâmülüne en elverişli olan geniş bir imkân sahası içinde hayatının şekillerini ve şartlarını intihap hakkı verilir."
Bu seçim alanının genişliği, idrakine göre kazanmış olduğu özgürlük derecesine bağlıdır:
"Eğer idraki çok dar ise bu saha da onun için çok dar olur ve bâzı ahvâlde de hemen hemen hiç yok denecek kadar kendisine az bir intihap sahası bırakılır. Eğer idraki bütün dünyayı şümulüne alacak kadar genişlemişse o zaman da onun, dünyada tekrar bedenlenmesine ve tatbikat yapmasına lüzum kalmaz."
Varlık kendi seçim özgürlüğü derecesine göre dünyadaki çevresini hazırladıktan sonra, tesiri altında tuttuğu beyin hücreleri varlıklarını ana rahminde oluşacak bir ceninin beynini kurmak üzere yönlendirir ve süreç yeni koşullar altında tekrar başlar.
"Bütün bu işlerin İlâhî nizama uygun olarak yürümesi şart olduğundan bunu temin eden yüksek tesirlerin ve idareci enerji mudilelerinin daima murakabesi ve nezareti -her yerde olduğu gibi- burada da mevcuttur."
Beyin Hücresi Varlıklarının Bağımsızlaşması
"Daima insanı idare eden varlığın tesiri altındaki beyin hüceyreleri varlıkları elbette ona ebediyen bağlı kalmayacaklardır. Zira onlar da bu sayede birer insan bedenini müstakilen idare edebilecek kudreti kazanabilmek için kendilerine lüzumlu olan hazırlıkları yapmaktadırlar."
Hazırlıklarını tamamladıkça birer birer kendilerini o varlığın tesirinden ayıracaklar ve beyin hücresi olmaktan kurtulacaklardır. Bunların bağımsız birer insan varlığı hâline girebilmeleri için dünyadan ayrılıp dünya dışı çeşitli ara ortamlarda uygulamalar geçirmesi gerekmektedir.
Tekâmülün Kâinattaki Ahengi
"İlâhî nizam bütün kâinatın durum ve hâllerini o kadar mükemmel bir ahenk içinde tertiplemiş, o kadar mazbut bir mekanizmaya bağlamıştır ki bütün sonsuz görünüşlerine rağmen, kâinat olayları bir tek yürüyüş hâlinde akıp gider. Bu hakikati görebilenler için, bir tek beden ve bütün kâinat birbirinden ayrılmayan iki mekanizmadır."
Ölüm: İlâhî Nizamın Ahengi İçinde Bir Geçiş
"Ölüm; İlâhî nizamın ahengi altında, muayyen bir andaki değer farklanmasının miktarî bir ifadesidir. Yâni bir dünya bedeni, dünya hayatı boyunca hizmet ettiği ruha, kendisinden beklenen hizmeti lüzumu derecesinde gördükten sonra artık onun o ruha vâsıtalık yapmak gayesi ortadan kalkmış olur."
Ilahi düzende gerekliliği kalmayan bütün süreçlerin tasfiyesi zorunludur. Bu zorunlulukla, canlanmasına neden olan varlık karşısında bütün işlevlerini tamamlayıp artık işe yaramaz hâle gelmiş dünya bedenine yukarıdan inen tesirler, yani değerler kesilir. Bu tesirlerin kesilmesiyle onun bileşimlerindeki hareketlerin bir kısmı silinmeye başlar ki bu durumun nitelik olarak görünümü ölümdür.
"Bir insanın ölümünü intaç eden bütün şekiller ve hâller, hastalıklar, felçler, cinayetler, kazalar, tabiat hâdiseleri sadece bu icap zaruretlerini, o varlığın müteakip inkişaf ve tekâmülüne en uygun gelecek tarzda yerine getirmek içindir. Bu hakikati öğrendikten sonra artık ölümü ve ölüme sebep olan hâlleri birer felâket telâkki etmenin hiçbir mânâsı kalmaz."
Buradaki asıl mesele, ölüm sırasında insanın dünyada iken kendisinden beklenen işleri gereği gibi bitirmiş olması ve vicdanının yüksek gerçeklerinden ayrılmamış bulunmasıdır:
"Dünyada vicdan, tekâmül yolunda insanların en kudretli dayanağı ve kurtarıcısıdır."
Temel Noktalar
- Varlık bedene bütünüyle dağılmaz; idrakî yoğunlaşma noktasında bütünlüğünü koruyarak tesirlerinin sekizde yedisini beyin hücrelerinin manyetik alanına gönderir.
- Bilinç, varlığın bedene bağlı kısımlarının görünümüdür; bilinçaltı geçmiş hayat izlenimlerini, bilinçüstü ise ruhtan ve diğer varlıklardan gelen tesirleri içerir.
- Ölümden sonra varlık spatyomda kendi varlığı ve bilinçaltı izlenimleri içinde murakabe yapar, sonra tekrar uyandırılır ve yeniden bedenlenme hazırlığına girer.
- Hayatın biçimlerini ve koşullarını seçme hakkının genişliği, varlığın idrakine ve kazandığı özgürlüğe bağlıdır.
- Ölüm bir felaket değil, ilahi düzenin ahengi içinde varlığın sonraki tekâmül aşamalarına geçişini sağlayan zorunlu bir süreçtir; vicdan bu yolda en güçlü rehberdir.
- Beyin hücresi varlıkları da bir gün bağımsız insan varlığı hâline gelmek üzere hazırlık yapmaktadırlar.
Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 85-95
İlgili Konular
Kader Mekanizması
Kaderin işleyişi, sebepler-neticeler zinciri ve insan hürriyetiyle ilişkisi.
Bedenlenmeler ve İnsan Hayatı Sayısı
Mütekerrir bedenlenmelerin sebepleri ve bir varlığın yaşadığı insan hayatı sayısı.
Ölüm ve Spatyom Hayatı
Ölüm hadisesinin mahiyeti, sonrasındaki spatyom hayatı ve oradaki süreçler.