Spirit
OrtaSyf. 170-176·4 dk okuma

Mâşerî Plânlar: Millet, Devlet, Topluluklar

Milletlerin, devletlerin ve toplulukların kâinattaki vazifeleri ve ortak tekâmülleri.

Toplulukların Zarureti

Kitap, insanların tek başlarına tekâmül edemeyeceğini belirterek mâşerî plân konusuna girer:

"İnsanlar hiçbir vakit münferit olarak bütün dünya boyunca yaşayıp inkişaf edemezler."

Dünyadaki bütün topluluklar bu zorunluluğun sonucudur. Bir insanın vazife hazırlığını tek başına yapamayacağı, kavrayışın da yalnız kalındığında gereken gelişimleri sağlayamayacağı vurgulanır.

Ferdî Plân

Kitap, bireysel planın niteliğini şöyle açıklar:

"Ferdî plân nedir?.. Bir beden, varlığın tekâmül vâhididir. Mukadderat prensibine göre vâhit plâna sahiptir. Her bedene hasredilmiş, hazırlanmış, tekâmülünün icaplarına göre ayarlanmış bir plân mevcuttur. Plân kaba ve dar bir çerçeve demek değildir. İcapların zarurî kıldığı imkânlar nisbetinde daima geniş hareket sahalarına sahiptir. Binaenaleyh imtihanlara, dolayısıyla hürriyete daima yer verici mahiyettedir."

Mâşerî Plân

Mâşerî planın niteliği ise çok daha kapsamlıdır:

"Mâşerî plân nedir?.. Kâinat; fertlerin başıboş tekâmül ettikleri bir materyal sahası değildir. O, idrakini güç sezdiğimiz ve güç sezebileceğimiz yüksek prensiplerin vâzettiği son derece derin ve yüksek mekanizmada tertiplerin, ayarlanmaların, icapların bütünü, yâni ünite'nin kendisidir."

"Kâinat İlâhî nizamın bir ifadesidir. Binaenaleyh her fert, her vâhit beden bir ferdî plâna sahip olmakla beraber daima diğer vâhitlerin, yâni bedenlerin kendi plânı karşısındaki durumlarıyla ilgili, ayarlıdır. Tekâmül mâşerî plân içinde yürür. Aksi hâlde nizamdan ve ahenkten bahsedilemez."

Mâşerî Plânın İnce Mekanizması

Kitap, bu mekanizmanın inceliğini somut bir örnekle gösterir:

"Fertler, yaşamakta oldukları mâşerî plâna, vazife plânının muhtelif kademelerinden akan sayısız tesirin hazırladığı namütenahi hayat kombinezonu içinde kendi epröv, imtihan ve inkişaf sahalarını bulurlar."

"Çok kaba bir misal olan yüz fertlik bir mâşerî plân alalım. Bu fertlerden (a) için doksan dokuz ferdin durumu bahis mevzuudur. Fakat aynı yüz kişiden (b) için diğer doksan dokuz kişinin, (a)'nın da dahil olduğu diğer doksan dokuz kişinin durumu bahis mevzuudur."

"Yâni bir kişi için doksan dokuz kişi seferber edilmiş değildir. Vazifeliler son derece ince tertiplerle bu yüz kişiyi birbirleri için vazifelendirirler."

Dünyadaki zenginlik, yoksulluk, mutlu veya mutsuz oluş gibi durumların hepsi bu mekanizmanın sonucudur:

"Birisinin plân içindeki icaplara tâbi olarak vâki olan miktarî değişmeleri kombinezonuna göre fakir oluşuna mukabil, ötekinin muayyen dereceye ayarlanmış miktarlar dolayısıyla orta derecede oluşu, bir diğerinin zengin oluşu, birinin kültürlü, ötekinin cahil, birinin şoför, birinin müzisyen, bir diğerinin çöpçü oluşu, birinin mesut, diğerinin bedbaht, birinin iyi, bir diğerinin kötü, birinin hastalıklı, diğerinin sağlam oluşları ve bütün diğer durumlar hep zaman ve mekân kadrolarında aslî prensibe göre inkişafların icaplarının yerine getirilmesi için üniteden süzülerek gelen tesirler kanalıyla ferdî ve mâşerî miktar değişmeleri tekniği ile vukua gelirler."

Toplulukların Üst Bağlantısı

Kitap, bütün toplulukların amaç değil araç olduğunu açıkça belirtir:

"Dünyada bulunan her şey gibi millet, devlet, aile teşekkülleri de gaye değil, vâsıtadır. Bu vâsıtaların hakikî gayeleri dıştan göründüğü gibi, dünyanın çok muvakkat olan maddî kazançları değil, bu realiteler içinde yaşarken insanların karşılaşacakları acı veya tatlı hâdisenin vicdan mekanizmasında uğrayacakları ameliyelerden sonra hâsıl olacak öz bilgilerin elde edilmesidir."

Vicdan Mekanizması ve Öz Bilgi

Kitap, vicdan mekanizmasıyla öz bilginin zenginleşmesi arasındaki ilişkiyi açıklar:

"Dünya idraki ile kıymetlendirilen vicdan realiteleri varlığın öz bilgisi değildir. Bunlar, varlığın kaba maddelerdeki bedenlenmelerinin icaplarına göre madde durumlarının; vazife-nefsaniyet düalitesi içinde çeşit çeşit formlar arz eden görünüşleridir. Bu zıt unsurların çarpışmaları neticesinde doğacak hâdiselerden alınacak kıyas bilgileri, idrak kanalıyla varlığın öz bilgisinin değerlerini arttıracaktır."

"Öz bilgiler arttıkça vazife bilgisi yolundaki vicdan mücadeleleri nefsaniyetin de seviyesini yükseltir. Ve bir an gelir ki vazife plânının yakınlarında vazife ile nefsaniyet arasındaki mesafe kısalır. Ve idrakin vazife cephesine yönelmesi kolaylaşır."

Nefsaniyetin Gerekliliği

Kitap, nefsaniyetin varlığını gereksiz bir durum olarak görmez. Huzur ve huzursuzluk halleri, vicdan mücadelesinin doğal sonuçlarıdır:

"Bu mücadelenin en şiddetli anlarını teşkil eden insanlar mütemadiyen huzur ve huzursuzluk içinde münavebe ile yaşarlar. Bu huzur insanı; idraki nisbetinde tatminkâr bir duruma sokar. Fakat, icaplara ve öz varlığın beliren ihtiyaçlarına göre vicdanın muvazene hattı bozulmaya başladığı anda onun keyfi kaçar. Bu ıstırap, muvazenenin bozulması derecesiyle artar."

Kitap, her türlü huzursuzluk ve acının da tekâmüle hizmet ettiğini vurgular:

"Bütün bu huzursuzluk veya ıstırap hâlleri; vicdan realitelerinin daha üst seviyelerde denkleşmelerini ve bu sayede öz bilgilerin artmasını ve insanların, mukadder olan vazife plânlarına yaklaşmalarını neticelendirir."

Toplulukların Otomatik Görevi

Kitap, toplulukların insanları nasıl hazırladığını da açıklar:

"Bir ailedeki fertlerin, bir mektepte okuyan çocukların, bir fabrikada çalışan işçilerin, bir kışlada talim gören askerlerin, bir dairede çalışan memurların, bir toplantıda kararlar alan diplomatların, bir hastanede tedavi gören hastaların ve tedavi eden doktorların, bir milleti teşkil eden vatandaşların velhâsıl insanlar içinde sayısız toplulukların hepsi otomatik vasıflarıyla, büyük vazife plânının yüksek sezgilerini hazırlayıcı tatbikatları sağlayan kuvvetli ve sürükleyici vâsıtalardır."

Temel Noktalar

  • Bireysel plan her bedene özgü olup mâşerî plan ile her zaman koordineli yürür; tekâmül tek başına değil topluluk içinde gerçekleşir.
  • Mâşerî plan, her bireyin durumunun diğer bireylerin durumlarıyla son derece ince düzenlemelerle ayarlandığı karmaşık bir plandır.
  • Zenginlik, yoksulluk, mutlu veya mutsuz oluş gibi durumlar, aslî prensibe göre gelişim gerekliliklerinin yerine getirilmesi için ayarlanmış miktar değişmeleridir.
  • Bütün topluluklar amaç değil araçtır; gerçek amaç öz bilgilerin elde edilmesidir.
  • Vicdan mekanizmasının üst düzeylerde dengelenmesi öz bilgileri artırır ve insanları vazife planına yaklaştırır.

Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 170-176

Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 170-176

Paylaş