Vazife Plânı Kademeleri ve Yüksek Plânlar
Vazife plânının kademeleri, alt ve üst plânların yapısı ve birbirleriyle ilişkisi.
Vazife Plânı: Aktif Uyum Aşaması
Kitapta vazife plânı, tam bilinçli bir aşamaya girildiği kademe olarak tanımlanır:
"Vazife plânı, tekâmüle açık bir idrak ile devam edilmeye başlanabilen bir merhaledir. Vazife plânına kadar gelen otomatik, yarı idrakli inkişaflar burada tam idrakli bir safhaya girmiştir. Bunun da açık mânâsı şudur: Varlıkların idrakleri bu plânda tırmandıklarını söylediğimiz ışık konisi hüzmelerine kendi kudretleriyle intibak etmeye başlamışlardır."
Bu aşamada ilerledikçe icaplara karşı idraklerin uyum alanları genişler:
"Diğer tâbirle bütün idrakler bu icaplarla ve dolayısıyla birbirleriyle birleşirler ki buna da vahdet hâli, yâni ünite deriz. Bununla beraber, vazife plânının bu ilk kademelerindeki vahdet, tam olmaktan daha çok uzaktır, ama tahakkuk etmeye başlamıştır."
Uyum ve Vahdet
Kitap, aynı icaplarda tam uyum haline gelmiş varlıkların birbirleriyle de vahdet haline girdiklerini belirtir:
"Aynı icaplarda tam bir mutabakat hâline gelmiş muhtelif varlıklar, o noktada birbirleriyle de vahdet hâline girmişler demektir. Şu hâlde vazife plânının muhtelif kademelerinde, muayyen icaplarda birleşmiş, vahdet hâline gelmiş muhtelif vazife grubu vardır. Bunlar arasında dünyada olduğu gibi, realite farkları yoktur. Zira esasen onlar hakikatlere intibak hâlindedirler. Orada realiteler değil, hakikatler vardır."
Ancak bu uyum birden bire vazife plânının tamamını kapsamamıştır:
"Tam ve bütün intibak ancak ünitede mümkün olur ki bu da vazife plânının ilk kademelerine nazaran henüz nihayetsizlik denecek kadar uzaktır."
Yükümlülük ve Yeterlilik
Kitap, vazife plânındaki yükümlülük mekanizmasını açıklar:
"Vazife plânında başlayan bu mutabakatlar, varlıklara birtakım işler ve vazifeler yükler ve onları intibak sahalarının genişliğine göre birtakım mükellefiyetlere tâbi kılar. Onlar bu mükellefiyetleri ifa ederken, gösterecekleri liyakatlerin derecesine göre intibak sahalarını daha ziyade genişletirler."
Yükümlülük dışarıdan dayatılmaz; vahdetten doğar:
"Zira zaten, hakikatle mutabakat hâline girmek, onunla birleşmek demektir ki mükellefiyet dediğimiz şeyin hakikî mânâsı da bu vahdetten çıkar. Şu hâlde, varlıklar vazife kademelerinde yükseldikçe mükellefiyetleri de mukadderat mekanizması altında otomatikman artar."
Üç Ana Kadro
Kitap, üniteden süzülerek gelen icaplara göre kâinattaki üç ana kadroyu sıralar:
"Üniteden süzülüp gelen icaplara göre kâinatta üç ana kadro vardır: Aslî prensip kadrosunda vazifeli olan varlıkların kadro, plân ve teknikleri; kader mekanizmaları kadrosuna dahil varlıkların kadro ve teknikleri; aslî zaman kadrosuna dahil varlıkların plân ve teknikleri."
Bu üç ana kadroya bağlı olarak ruhların kâinattaki tekâmüllerine ait gereklilikleri bütün ayrıntılarıyla yerine getiren sayısız organizasyonlar bulunur. Bu görevliler en küçük bir sapma olmadan görevlerini yerine getirirler.
Organizasyon Sistemleri
Kitap, organizasyon sistemlerinin nasıl çalıştığını açıklar:
"Meselâ dünyaya has zaman istasyonları, kaba hareki faaliyetlerini idare eden istasyonlar, ferdî ve küçük grup tekâmül plânlarını idare eden istasyonlar, nihayet gittikçe büyüyen, şümullenen ve geniş çaplardaki kütlelerin umumî tekâmül hamlelerini, plânlarını ve onunla ilgili madde inkılâplarını sevk ve idare eden, yürüten istasyonlar gibi sayısız ve birbirine bağlı organizasyonların gördüğü vazifeler vardır."
Gruplar ve Vahdet
Vazife plânında teklik, yani tek bir birey olarak faaliyet göstermek söz konusu değildir:
"Orada ancak gruplar çalışır. Fakat her bir grup bir tek fert itibar edilir. Yâni o grubun her ferdi grubun kendisidir, grup da bir tek ferttir. Binaenaleyh vazife plânındaki vazifeli bir varlığın meselâ filan işte vazifelenmesi demek, o vazifelinin tâbi olduğu grup bütününün o işte vazifelenmesi demektir."
Alt kademelerden üst kademelere yükseldikçe grupların sayıları azalmakta, üyeleri çoğalmaktadır:
"İntibak sahaları genişledikçe gruplar birleşir ve grupların adedi azalır. Bu hâl üniteye kadar böyle devam eder, üst kademelerde, gittikçe çok geniş organizasyonlar içinde birleşen evvelki plânların nisbeten küçük organizasyonları, üniteye geldikleri zaman bir tek organizasyon hâlinde toplanmış bulunurlar."
Yarı Süptil Âlem ve Sevgi Plânı
Kitap, insanların dünyayı bitirdikten sonra doğrudan vazife plânına geçemeyeceklerini, bir hazırlık aşamasından geçmeleri gerektiğini belirtir:
"İnsanların, dünyayı bitirince doğrudan doğruya vazife plânına geçemeyeceklerinden ve yarı süptil bir arasat âlemde bir müddet kalacaklarından evvelce bahsedilmişti."
Bu yarı süptil âlem bir sevgi plânıdır. Orada varlıklar, sevginin uygulamaları ve yükümlülükleri içinde vazife bilinci yeterliliğini adım adım kuran unsurlarla karşılaşırlar:
"İşte yarı süptile intikal eden varlıklar orada bir müddet geçirdikten ve kâfi derecede tatbikatlarını yaptıktan sonra yavaş yavaş üçer beşer gruplar hâlinde vazife plânının icaplarına ait ilk tatbikatları yapmaya başlarlar."
Oluşmuş küçük gruplarıyla vazife plânına girişin son hazırlık uygulamalarını yapan varlıklar, sessizce ve son derece yumuşak bir akışla vazife plânının ilk kademelerine kayarak geçerler.
Temel Noktalar
- Vazife plânı, tam bilinçli bir aşamadır; burada varlıklar aslî icaplara aktif olarak uyum sağlamaya başlarlar.
- Aynı icaplarda tam uyuma ulaşan varlıklar birbirleriyle de vahdet haline girerler; bu vahdet ünitede tamamlanır.
- Kâinatta üç ana kadro vardır: aslî prensip, kader mekanizması ve aslî zaman kadroları.
- Vazife plânında teklik yoktur, yalnızca gruplar çalışır; her grup tek bir birey olarak kabul edilir.
- Üst kademelere yükseldikçe gruplar birleşir, üye sayıları çoğalır, grup sayıları azalır; ünitede tek bir organizasyon haline gelirler.
Kaynak: İlâhî Nizam ve Kâinat, Syf. 238-247